Teknoloji İnsan Hayatı İçin Vazgeçilmez Mi?

Teknoloji İnsan Hayatı İçin Vazgeçilmez Mi?

Teknoloji Nedir

Teknoloji, gündelik hayatta kullanılan her türlü alet ve cihazın üretilmesi için gerekli bilimsel bilgi, beceri, usul, teknik ve aşamaların tümüdür. Teknolojik ürünler farklı amaçlara hizmet ederek gündelik hayatı kolaylaştırırlar. Kibrit ateş yakmaya yararken buzdolabı yemeklerin tazeliğini korur ve böylelikle yüz sene önce çok büyük zorluk ve emekle yerine getirilen bir işi tek bir cihazı fişe takarak gerçekleştirmek mümkün olmuştur.

Çağın Teknolojisi

  1. yüzyılda ise bilgisayar ve internet ortamının gelişmesi ve büyümesiyle iletişim, haberleşme ağı gelişmiş ve Teknoloji İnsan Hayatı İçin Vazgeçilmez Mi? dünyanın farklı noktalarını birbirine bağlayan bir teknoloji ortaya çıkmıştır. Bu sayede insan hayatı büyük ölçüde kolaylaşmış insanlar alışverişten, banka işlemlerine, yeme içmeye kadar her türlü ihtiyaçlarını evden dahi çıkmadan giderebilme kolaylığı bulmuşlardır.

Bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması ve her eve girmesiyle bilgiye ulaşma süreci de oldukça kolaylaşmıştır. Öyle ki birçok akademik makaleye ulaşmak internette basit bir aramayla gerçekleştirilebiliyor, akşam yapılacak yemek için  iki dakika içerisinde evdeki malzemelere uygun yemek tarifi bulunabiliyor, dünyadaki ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel gelişmeler anlık takip edilebiliyor.

Bilgisayar ve telefon gibi teknolojik aletlerin kullanımının bağımlılık derecesine varıp insan sağlığına zarar verecek kadar diğer ihtiyaçları ihmal etme noktasına gelebildiği gerçeği de teknolojinin bireyler üzerindeki olumsuz etkileri kapsamında ele alınmalıdır.

Teknoloji Artık Cebimizde

Akıllı telefon teknolojisinin ortaya çıkması ve her geçen gün gelişmesiyle bilgisayarın da bir adım ötesine geçilmiş Teknoloji İnsan Hayatı İçin Vazgeçilmez Mi? böylece telefonlar artık her saniye internete erişmenin daha da kolaylaştığı yanımızda taşıdığımız birer alet haline gelmiştir. Akıllı telefonların işlemcileri, donanımları her geçen gün öyle hızlı gelişmekte ki bir akıllı telefon, düşük sistem özelliklerine sahip bir bilgisayarla yarışacak hale gelmiştir.

Teknoloji İnsan Hayatı İçin Vazgeçilmez Mi?

Teknolojinin insan hayatına etkileri saymakla bitmez; kullandığımız birçok alet hayatımızı kolaylaştıran birer teknoloji ürünüdür. Her yeni çıkan ürünle teknolojinin insan üzerindeki olumsuz etkileri de gündeme gelmekte, uzmanlar teknolojinin sağlıklı bir şekilde kullanılması yönünde çalışmalar yapmaktadır. Ancak insanlığın ilk kez alet kullanımıyla başlayan ve durmaksızın ilerleyen teknolojinin günümüzde de durması ya da insan hayatından çıkartılması söz konusu değildir.

Bağışlamanın Gücü

İnsanoğlu değişik bir yaşam formu. Bazılarımız gün içinde aktifken bazılarımızsa pasif bir hayat sürmeyi tercih ediyor ama ortak noktamız şudur ki hepimiz gün içinde bir sürü konuyu kafamızda şekillendiriyoruz. Önemli konularda kafa yorduğumuz kadar değmeyecek konularda da sıkıntı yaşarız yeri gelir bir hafta, bir ay hatta bir yıl içerleriz.

bagislamanin-gucu

Her insan bizlere karşı tamimiyle doğru olamaz yeri geldiğinde küçük yanlışların yanında büyük yanlışlar da gün yüzüne çıkmaya başlar; kabullenemeyiz bunu nasıl yapar deriz hatta böyle arkadaşım olacağına hiç olmasın deriz ve bir daha onun suratına kelime dahi etmemeye yemin ederiz. İyi olan buydu, düşündük ve bize en iyi gelecek olanı seçtik ama içimizde bir boşluk olageldiği de aşikâr acaba bu kadar büyütmese miydik?

Bağışlamanın Gücü olarak yola çıkarsak bağışlamak ne kadar zor gözükse de başarılınca çok yüce bir eylemdir. Her konuda orta yol bulunur, bireyler ılımandır ve en önemlisi insanoğlu bu yanlış yapar. Büyütüp içimizi kemireceğine affedelim gitsin, şimdikinden kötü mü olacak sanki şans verelim gitsin.

Bağışlamanın gücü bağışlayan insanı da karşı tarafı da etkisi altına alır, bağışlayan insan karşısındakine şans verir ve onu ne kadar önemsediğini belli eder neticesinde; bağışlamak açık bırakılan bir kapıdır, bağışlanan taraf ise karşısındakini anlamak zorunda kalır sevdiğini bildiği kadar sevildiğini de anlar.

İnsanoğlu dediğim gibi anlaşılmaz bir yaşam formu; siz her ihtimale karşı bir şans daha verin, kendi kendinize düşünmekten hasar vereceğinize sakince karşı tarafı izleyin. Bağışlamanın gücüne inanın;\’ne kadar kötü olabilir?\’ demeyin \’ne kadar daha güzel olabilir?\’ deyin. Unutmayın bu dünya dâhilinde her şey sizin için, rahatlayın ve günün keyfini çıkarın. Biliyorum yeterince erdem sahibisiniz ama bağışlayın ve bir erdem sahibi daha olun sizin dünyanız daha da büyüyüp güçlensin.Hayatınızı Güçlü Bir Şekilde Yaşayın!

 

Az Konuşun Çok Dinleyin

Günlük hayatta kurduğumuz iletişimlerde konuşmalarımız genelde değişkenlik gösterir. Değişkenlik. Çünkü herkesle aynı şekilde konuşmayız. Mesela yabancı biriyle, ailemiz ve ya en iyi arkadaşımızla olduğu gibi rahat konuşamayız. Belli bir ölçü vardır. Bu ölçü konuşma ve dinleme arasındadır. Peki, bu ölçüyü bir terazi gibi hassas bir şekilde nasıl sağlayacağız?

az-konusun-cok-dinleyin

Filozoflar Ne Der?

Aslında tarih boyunca filozoflar ve ünlü kişiler hep bu konuda görüşlerini ifade etmişlerdir. Herkes farklı düşünse de çoğunluk konuşmanın az, dinlemenin çok olması gerektiği kanaatindedir. Çünkü lafın kısa ve öz olanı iyidir. Kısır bir tartışmada uzun ve anlamsız cümleler yerine tek bir cümleyle işi sonuca bağlamak daha mantıklıdır.

Fazla ve boş konuşan kişi cahil olarak görülür. Sürekli susan ve gerektiğinde konuşan kişi ise bilgili ve akıllıdır. Ama Rus yazar Dostoyevski ise konuya başka bir şekilde bakar: Konuşmak bir ihtiyaç olabilir ama susmak cevaptır anlayana. Diye düşünür. Mevlana ise sözün anlaşılmasının karşıda ki kişiye bağlı olduğunu belirtir. Yani belki bir sürü cümleyle anlatacağınız bir şeyi sadece susarak anlatabilirsiniz.

Fark şudur ki sürekli susmayı tercih edersek iyi bir iletişim kuramayız. Bazen bir konuyu anlatabilmek için sürekli konuşup tekrar etmek gerekir. Kısaca ortasını bulup dengelemekte fayda vardır. Laftan, sözden anlamayan bir cahille karşılaştığımızda susmalı, akıllı biri çıktığında konuşmalıyız.

Sözün Kısası

Az Konuşun Çok Dinleyin ağzınızdan çıkan kelimeleri ince eleyip sık dokumalı, teraziden tartarak geçirmelisiniz. Gerektiği yerde konuşun, gerektiğinde de sabırlı olup dinleyin. İşte o zaman sağlıklı bir iletişim gerçekleştirebiliriz. Aksi takdirde yanlış anlaşılmalar ve hatalar hep olacaktır. Bunu önlemenin yolu da iki taraflı bir iletişimde taraflardan birinin birazcık az konuşmasıdır. Unutmayın susmak konuşmaktan çok daha zordur.

 

 

Bilimin Modernleşmesinde Katkıda Bulunanlar

Bilimin Modernleşmesinde Katkıda Bulunanlar bir nevi modern fiziğin kurucularıdır diyebiliriz. Bunlar: Max Plank, Albert Einstein, John Thomson, Wilhem Röntgen, Henry Becquereldir. Modern fizik klasik fiziğin sınırlarını zorlayıp onu daha modern ve daha geniş perspektifli bir hale getirmiştir. Modern fizik bilimin inceleme alanını küçük kütleli büyük hızlı cisimler için yeniden düzenlenmiştir.

bilimin-modernlesmesinde-katkida-bulunanlar

Ayrıca bilimin modernleşmesi demek onu diğer alanlardan ayırmak olarak da nitelendirilebilir. Örneğin; felsefe. Örneğin fizikte modernleşme Planck’ın kuantum kuramı ardından Einstein’ın görelilik kuramı ardından Röntgen ‘in X ışınları keşfi ardından Becquerel’in radyo aktifliği bulmasıyla devam etmiştir. Görelilik, fotoelektrik, compton olayı modern fiziğin temel taşlarını oluşturur. Kara cisim ışımasını unutmamak lazım elbette. Çünkü klasik fiziğin kâfi gelemediği ve modern fiziğin oluşması yönünde çok güçlü bir olaydır. Şimdi gelelim bilimin kara cisim ışımasından elde ettiği sonuçlara.

1) Mutlak sıfır sıcaklığın üstünde her sıcaklıkta bulunan cisim, ısı ışıması yapar.

2) Işığı iyi soğuran bir cismin, aynı zamanda ışığı iyi yayma özelliği vardır.

3) Kara cismin sıcaklığı arttıkça, yaydığı ışımanın şiddeti artar.

4 ) Kara cismin yaptığı ışımanın, şiddet dalga boyu ilişkisi cismin yapıldığı maddenin türüne bağlı değildir.

Fotoelektrik Olaya Değinelim Şimdi De.

Işığın ışığa duyarlı bir yüzeye düşürülerek bu yüzeyden elektron koparmasına denir. Sökülen elektronlara da foto elektron denir. Fotoelektrik olayın teknolojik sonuçlarını günlük yaşamda her gün görmekteyiz. Örneğin bazı binaların giriş kapıları, insan yaklaştığında otomatik olarak açılıp kapanabilmektedir.

Fotoelektrik olay, ışığın tanecik karakterini kanıtlayan önemli özelliklerinden biridir. Fotoelektrik olayın kolayca gerçekleşebilmesi için alkali metallerin yüzeyi kullanılır. Bu makalede öncelikle bilimin modernleşme sürecinde fizik bölümünün üzerinde durulmuş ardından bilim adamlarına ve yaptığı çalışmalara yer verilmiştir. Makaledeki bir takım bilgiler palme yayıncılığın hazırladığı kitaptan derlenmiştir. Okuyucumuza teşekkür ederim.