Borsanın Tarihsel Gelişimini Nereden Öğrenebilirim?

Borsanın Tarihsel Gelişimini Nereden Öğrenebilirim?

Borsa tarihi aslında ilk pazar ve panayırlara dayanmaktadır. İnsanların birbirleriyle yaptıkları alışverişler zamanla yerini kıymetli madenlerin alım satımına bırakmıştır. Zamanla gelişerek ticari senetlerin alım- satım işlemleri gerçekleşmiştir. Günümüzde ise dijital paralar olan coin sistemlerinin borsaları kurulmaya başlanmıştır.

  1- İlk Borsalar

İlk borsa örneğine 1487 yılında Belçika’da rastlıyoruz. Belçika’ya bağlı olan Anvers’te kurulan ilk borsa 16.yüzyıla gelindiğinde yerinde Amsterdam borsasına bıraktı. Bu borsalarda eşya alım – satımları ile başlayan ilk borsalar zaman ile değerli madenlerin alım – satımına sonrasında ise ticari senetlerin alım – satımına evrilmiştir. Borsa adı Belçika’da Hotel des Bourses otelinin hanının flamasındaki üç tane para keseden gelmektedir. Bu handa toplanan yerli ve yabancı tüccarlar arasında yapılan alım satım işleri sonucunda borsa doğmuştur.

Borsanın Tarihsel Gelişimini Nereden Öğrenebilirim?

  2- Türkiye’de Borsalar

Türkiye’de ise ilk borsalar bankacılık faaliyetleri ile başlamıştır. İstanbul Bankasının kurulması ile ilk borsa faaliyetlerinin temeli atılmıştır. Dersaadet Tahvilat Borsası adı verilen borsa 1866 yılında Osmanlı devletinin borçlu olduğu devletler tarafından kurulmuş. 1906 da çıkan bir tüzük değişikliği ile Esham ve Tahvilat Borsası bu ismi alan borsa Cumhuriyetin ilanından sonra İstanbul Menkul Kıymetler Borsası adını almıştır.

  3-Teknolojik Borsalar

Dünyanın enformasyon çağını yaşaması ile artık borsalar dijital platformlara taşınmaya başladı. Bunların öncülüğünü yapan ise coin borsaları olarak görünüyor. Bitcoin ve alt coinlerinin işlem gördüğü ve dünyaya ünlü birçok dijital borsa sistemi oluştu. Dijital paraların satıldığı bu ortamlar insanlara kolay ve basit bir borsacılık sistemi sunuyor. Geleceğin teknolojisi ve Norveç, Çin, Amerika, Rusya gibi ülkelerin başını çektiği Dijital para sektörü bu günlerde gelişmelere devam ediyor. Bu borsalarda 600’ü geçkin coin işlem görmektedir.

Eğitim Ve Öğretim Toplum İçin Hizmet Midir Yoksa Temel Hak Mıdır?

Eğitim Ve Öğretim Toplum İçin Hizmet Midir Yoksa Temel Hak Mıdır?

Eğitim, insanın doğduğu andan itibaren yaşamı boyunca öğrendiği ve öğrenmeye devam ettiği bilgi dağarcığının tamamına denir. Öğretim, okul ve kurs gibi yerlerde insanların hayatta gerekli olduğu ve bilinmesi gereken bilgileri öğreten ve bunu sistematik ve dönemsel düşünceleri düşünerek yapan bir sistemdir.

İnsanlar için eğitim ve öğretim sadece okullarda öğrenildiği düşünülen bir sistemdir. Aslında eğitim her alanda Eğitim Ve Öğretim Toplum İçin Hizmet Midir Yoksa Temel Hak Mıdır?öğrenilebilen bir bilgi topluluğudur ve bunun karşılığında insanoğlu hayatı öğrenir. Ama bu bilgi dağarcığı okullarda üstüne katlanarak daha doğru ve düzgün bir şekilde geliştirilerek öğrenilir. Okullar insanlar için önemli bir öğretim aracıdır. Eğitim ve öğretim birden fazla şekilde insanları bilgilendirebilir. Her insan için okullar birşey ifade etmeye bilir ama insanoğlu normal hayatında öğrendiği bilgilerin üstüne daha değerli ve ilerde hayatını kolaylaştıracak zamanını düzgün ve doğru yaşamasını sağlayacak bilgileri okullarda öğrenir. Toplumda nasıl davranacağını insanlar içinde hareketleri kontrol yeteneğini okullarda öğrenir insanoğlu ve bu insanlara büyük bir özgüven katar.

Okullarda verilen eğitim öğretim ne kadar düzgün ve insanların gelişimine katkı sağlarsa insanlar ilerleyen hayatında söz sahibi olduklarının farkında olacakları için belirli karar yetkilerine ve mekanizmalarını okullarda aldıkları eğitim öğretim sayesinde erişirler. İnsanlar okullarda aldıkları eğitim sonucunda bir yerlere gelirler ve bunun için eğitim ve öğretim insanoğlu için hakdır ve parayla satın alınmaması gerekmektedir. İnsanlar özel okullara tıkılıp devlet okullarında alınan eğitim ve öğretim kalitesini düşük göstererek bir yerlere gelmeye çalışmaktadırlar. İnsanlar eğitim öğretimden öğrendikleri sayesinde ülkeleri yönetebilecek kapasiteye bürünmektedirler. Eğitim ve öğretim düzeyi yüksek olan ülkeler 1.dünya ülkesi sıralamasında yer alarak insanlığa büyük değer katacak gelişmeler yapmışlardır.

Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?

Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?

Öncelikle tartışılması gereken şey öğretmen adaylarımızın üniversitelerde aldıkları eğitimin kaliteli olup olmamasıdır. Üniversitelerde sadece öğretmen mi yetiştiriliyor yoksa tam anlamıyla milli, manevi değerlere sahip çıkan genel evrensel a Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?

hlak kurallarına değer veren ve bu doğrultuda nesiller yetiştirecek öğretmen adayları mı eğitiliyor.

Öğretmen adaylarımızın sadece güzel bir şehirde öğrenim görmesi, kaliteli ve refah bir yurtta kalması ya da çok güzel burslarla 4 veya 5 yıl üniversite okuması onların çok kaliteli bir öğretmen olacağı anlamına gelmez. Tam aksine böyle güzel şartlarda rahat ortamlarda eğitim alan öğretmen adaylarımız mezun olduklarında ulaşımın çok zor olduğu, iletişimin (telefon, internet vb…) çok kısıtlı olduğu, hatta ağır soğuk ve köy şartlarında ülkemizin ücra köşelerinde öğretmenlik yapmak durumunda kalıyorlar. Hele de üniversitede sadece para kazanmak maksadıyla okuyup da öğretmen olan bireylerden ne kadar da kaliteli öğretmen olmalarını bekleyebiliriz ki bu da ayrı bir konu zaten.

Üniversite okumayı sadece yeşil çimenler üzerinde oturup gitar çalan (ki bu bir eleştiri değil elbette bu da gerekli) veya şenliklerde çılgınca eğlenilen, anne-babadan uzak özgürlüklerin ve serbestliğin özendirildiği bir kurum olarak göstermek tabi ki öğrencilerde asıl amacın dışına çıkan düşüncelere sebep oluyor.

Oysa öğrenciler veya öğretmen adaylarımız üniversiteyi gerçekten çok kaliteli bir eğitim alarak ülkesine katkı sağlayacak ve kendine emanet edilen yavrularımıza bir model ve rehber olacak şekilde gerek ailesi tarafından gerekse medyamız tarafından zihinsel olarak hazırlansa eğitim kalitemizin temellerinin daha kaliteli atılacaktır.

Akademik Personelin Eğitime Bakışı

Meseleye farklı bir açıdan daha bakılması gerekir ki bu da üniversitede araştırma görevlisinden rektörüne Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?kadar görev alan personelin hangi amaçla bu kurumlarda çalıştığı ve ve ne şekilde çalışmaya başladığıdır. Aynen yukarıda da kısaca değindiğimiz gibi üniversite personellerimiz sadece para kazanmak veya daha rahat bir hayat sürmek için mi yoksa siyasi ideolojileri için mi görev yapmaktadırlar.

Gerçekten akademik yeterlilik olmadan sadece birkaç profesör, dekan veya bürokratik kişi tanıyarak göstermelik not ve sınavlarla üniversitelere yerleşmek (biraz ağır olacak ama halk diliyle çöreklenmek) üniversitede hangi kaliteli eğitimin oluşmasını sağlar bu da düşünülmesi gerekiyor. Bu nedenle kaliteli bir öğretmen yetiştirmek isteyen devletimiz en başta üniversiteyi tamamen siyasetten ve ideolojik görüşlerden arındırılmış sadece ülkesini ve geleceğini emanet edeceği bireyler yetiştiren kurumlar haline getirmelidir ki eğitim ve öğretmen kalitemiz artsın.

Yine bu doğrultuda bu anlayışla eğitim veren üniversite personeli öğretmen adaylarımıza ülkemizin her yerinde hangi şartlarda olursa olsun öğrencilere eğitim verebilecek şekilde bir eğitim programı hazırlamalıdır. Bununla ilgili uygulama çalışmalarını yoğunlaştırmalıdırlar. Öğretmen adaylarımız kaliteli ve uygulamalı eğitim programlarıyla yetiştirilmeli ve gittikleri yerler ülkemizin neresi olursa olsun eğitim öğretime hazır bir öğretmen olarak işe başlamalıdırlar.

Sınavlar

İşe yine farklı bir açıdan da bakacak olursak öğretmen adaylarımız daha üniversiteye girmeden önce neredeyse ilkokuldan başlayarak iyi bir eğitim alabilmek maksadıyla sınavlarla mücadele ediyorlar, tam üniversiteye yerleşip 4 veya 5 yıl okuduktan sonra mezun olduklarında bir yerde çalışmak için özellikle memur olmaları için yine sınava giriyorlar.

Üniversitede aldıkları eğitimi KPSS gibi eğitim öğretimle alakası olmayan sadece adayların o sene çalışmasıyla sözüm ona başarısını atama sırasını belirleyen bir sınavın da ortadan kaldırılması gerekmektedir. Öğretmen adaylarımızı üniversitedeki eğitimden koparıp sadece sınav merkezli bir başarı yarışına sokan bu anlayış kaliteyi düşüren ve adaylarımızı kısıtlayan önemli olumsuz bir etmendir.

İşin özeti olarak öncelikle üniversite okuma kavramını gözden geçirmek gerekiyor ve ardından üniversite

Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?
Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?

eğitiminin nasıl ve hangi programlarla ne şekilde uygulamalarla yapılacağının belirlenmesi gerekiyor. Yine üniversite görevlilerimizin yetiştireceği öğretmen adaylarımıza teorik eğitimden ziyade ülkemizin her türlü coğrafi ve kültür şartlarına uygun uygulamalı eğitimler vermeleri bunu yaparken de öğretmenlik mesleğini sevdirmeleri gerekmektedir. Çünkü mesleğini ve yaptığı işi sevmeyen biri hele de bu bir öğretmen ise kendisine emanet edilen öğrencilerde düzeltilemeyecek sıkıntılara sebep olabilir. Ne yazık ki ülkemizde eğitime ve öğretmenliğe halen yeteri kadar önem verilmemektedir. Tabi bu da kaliteli bir eğitim politikamız ve sistemimiz olmamasından kaynaklanmaktadır.