Evrimleşen Evren

Evrenin evrimleşmesi ne anlama geliyor?

1996 yılında eski New Republic editörü Michael Kinsley tarafından yayınlanmaya başlayan Slate dergisinde Harward Üniversitesi astronomlarından Avi Loeb’in teorisi yayınlanmıştı. Bu teoriye göre yaşamın evren içerisinde, evren henüz 15 milyon yaşındayken başladığı varsayılıyor.

Loeb 12 milyar yıl kadar önce, kendisinin “yaşanabilir çağ” diye adlandırdığı dönemde yaşamın nasıl olabileceğini tahayyül ediyor. “Yaşanabilir çağ, hayatta yalnız olduğunuz değişik bir zamandır.” diyor ve ekliyor, “Uzun zamandır yaşamın yalnızca Dünya’da var olduğunu sandık. Ancak evreni yaşayan bir evren olarak düşünmek gerekiyor. Aslında biz oyuna sonradan dâhil olmuş canlılarız”

Standart Kozmolojik Model’e göre ilk yıldızlar büyük patlamadan on milyonlarca yıl sonra var olmuş. Gezegen oluşumu için gerekli elementler henüz var olmamıştı. İlk gezegenler ılık “Kami” ile sarmalanmış evrim süreci çok sonra başlamıştır. Loeb’e göre bunların yüzeyindeki su milyonlarca yıl barınmış olabilir. Loeb’in teorisine göre, bu düşünceyi test etmenin yollarından biri Samanyolu Galaksisi içerisinde bünyesinde ağır element olmayan yıldızların etrafındaki gezegenleri araştırmaktır. Bu yıldızlarda bizim bebek evrenimizin benzerlerini bulma ihtimalimiz hayli yüksek bir ihtimaldir.

Loeb kozmonolojideinsancı prensip’ düşüncesini reddediyor.

Bu görüşe göre evrenin temel parametreleri farklı olsaydı insan var olamayacaktı. Netice itibariyle savunulan fikir “Çoklu evren” içerisinde parametrelerin değiştiği birçok bölge olsa da, zeki canlılar sadece bu değerlerin ayarlandığı bölgede yaşayabileceklerdi. MIT astrofizikçisi Joshua Winn’in söylemine göre “Bizim sahamızda ‘potansiyel olarak yaşanabilir’ katı bir yüzeye ve ısı iletimi yapılabilecek sıvı suya sahip olan gezegenlere ulaşabilmek mümkündür.” Birçok makale hangi şartlar altında böyle gezegenler bulabileceğimizi tanımlamaktadır. Mesela hangi iç bileşimde, nasıl bir atmosferde ve ne tür bir yıldızsal radyoaktif alanda v.s. Neticesinde, çalışmalar halen devam etmektedir.

Gök Olaylarına Bakarak Kehanette Bulunmak Doğru Mudur?

İnsan anne karnından bilinmezliğe doğmuştur ve doğduğu andan itibaren her bilinmezliği çeşitli arayış yöntemleriyle açıklığa kavuşturma çabasında olmuştur. Ancak her bilinmezin de gözle görülen akılla bilinen bir gerçekliği yoktur. Bazı tecrübe ettiğimiz olaylar karşısında apışıp kalmamız da bundandır. İlkel insanın yaşam alanlarına ve koşullarına kısa bir yolculuk yapalım gelin. Tek dertleri beslenmek ve korunmaktır. Neye karşı, kimden korunmak? Nelerden ve niçin korkuyorlardı? Mesela gök gürültüsünden ve şimşekten korkuyorlardı çünkü bu olaylar onlar için henüz bilinmeyen demekti, tıpkı anne karnından yeni doğmuş bebek gibi. Peki ne yaptılar, bu bilinmeyenlere karşı nasıl tavır aldılar?

Onlara sığındılar, ne olduklarını bilmedikleri için onlara körü körüne inandılar yani ”gök tanrı” yaptılar onları ve adaklar adadılar. -acaba diyorum bu gün hala nedenini bildikleri halde gök gürültüsünden ve şimşekten korkan insanlar bu korkuyu ilkel atalarından genler yoluyla günümüze mi taşıdılar?-

Astroloji de bu bilinmeyenlere cevap bulma isteğinden doğdu muhtemelen. Gök olaylarına bakarak kehanette bulunmak doğru mudur? Bunu hiç tartışmaya açmadan her gök yüzü olayını ve sonuçlarını deneyimleyerek adeta atalar tecrübesi atasözleri kıvamında kendi yaşamına çıkarımlar yontmuştur. Doğru mudur bilinmez ancak şöyle de bir gerçek var ki günümüzde astroloji bir bilim dalı olarak kabul ediliyor ve bazı tanınmış üniversitelerde kürsüler oluşturuluyor.

Bu da bize gösteriyor ki insanoğlunun bilinmezlik karşısındaki tutumu ve çabası, bilinmezliği çözme merakı boş bir uğraşı değildir. Gelecek kuşaklar belki bu günün kısıtlı bilgilerinden çok daha fazla bilgiyle gök olaylarının insan hayatındaki etkisini bilimsel yollarla kanıtlayacaklar. Ben inanıyorum zira evren enerji demektir, insan bu enerjinin bir parçasıdır ve bilinmeze doğan insan doğum anında gök olaylarının etkisiyle kaderinin şekillendiği bilgisini gelecekte kanıtlayacaktır.

Astrolojide Gezegenlerin Anlamı Nedir?

Astrolojide Gezegenlerin Anlamı Nedir?

Kendi başına ışığı olmayan, ısı ve ışık kaynağı bir yıldız olan Güneş’ in etrafında dönen gök cisimleri gezegen olarak adlandırılır. Astrolojide gezegenlerin hareketlerinin ve anlamlarının insanlar üzerinde de etkili olabileceği durumlar merak edilmiştir. Yazımızda astrolojide gezegenlerin anlamı nedir?

GüneşGüneş

İrademiz, kişisel özelliklerimiz, kendi arzularımız, yaşamaya dair isteğimizi ifade eder. Kısacası kimliğimizdir. Aslan burcunu yönetir. Güçlü olduğu burç Koç’ tur. Güçsüz Olduğu burç kovadır. Zararlı olduğu burç ise terazidir.

 

AyAy

Günlük yaşantılarımızı, hissettiklerimizi ve duygularımızı ifade eder. Ay soğuktur. Geçmişi temsil eder ve unutturmaz. Yengeç burcunu yönettiği için en duygusal burçlardan birisi Yengeç’tir. Geçmişe saplanır kalır ya da geçmişi anımsar ve düşünür. Yengeç burcunu yönetir. Boğa’ da güçlüdür. Akrep onu güçsüzleştirir. Oğlak’ ta zararlıdır.

 

PlutonPlüton

İçimizdeki gizli istekler, unutmaya çalıştıklarımız ya da farkında olmadan bilinçaltımızdakileri ifade etmektedir. Akrep burcunda yönetici konumdadır. Bunun dışında diğer burçlara fazla etkisi olmamaktadır.

 

Merkür Merkür

İnsanlarla olan ilişkilerimizdeki potansiyelimiz ve anlama kabiliyetimizi temsil eder. Başak burcunu yönetirken en güçlü olduğu burç da başaktır. Balık burcunda güçsüzdür. Zararlı olduğu burç ise Yay’dır.

 

SaturnSatürn

Hayatımızda olup bitenler, algılayışımız, düşündüklerimiz, tavırlarımız ve kazandığımız deneyimlerin temsilidir. Oğlak burcunda yöneticidir. Yengeç burcunda zararlı etkileri vardır. Terazi burcunda güçlü, Koç burcunda güçsüzdür.

 

 

MarsMars

Dünyaya yakınlığıyla bilinen Mars, enerjimizdir. Mücadele ruhumuzdur. Savaşma gücümüz, mücadelelerle hayatta kalma direnişinin temsilidir. Koç ve Akrep burcunu yönetirken, Terazi burcunda zararlıdır. Oğlak burcunda güçlüyken, Yengeç burcunda güçsüzdür.

 

Neptün Neptün

Yazarların, şairlerin, ressamların yani kısaca sanatçıların olmazsa olmazı diyebileceğimiz Neptün, ilham kaynağımızı ifade eder. Sezgilerin kuvvetidir. Balık burcunda yöneticidir. Oğlak burcunda güçsüzdür. Yengeç burcunda ise güçlüdür. Başak burcunda zararlıdır.

 

UranüsUranüs

Değişimi anlatan Uranüs, ”Aynı ırmakta ikinci kez yıkanılmaz” sözünü anımsatır. İlerlemeyi, buluşları ve kazanımları temsil eder. Buluşlar ve icatlarımızı anlatır. Kova burcunda yöneticidir. Aslan burcunda zararlı, Akrep burcunda güçlüdür. Boğa burcunda ise güçsüzdür.

 

 

Yetenekleri, beğenilerimizi, sevinçlerimizi anlatır. Sosyal ilişkileri, kişinin sanatsal yeteneklerini temsil eder. Boğa ve Terazi’yi yönetir. Balık burcunda güçlüdür; Koç ve Akrep’ te ise zararlıdır. Güçsüz olduğu burç ise Başak’tır.