HSYK

Bildiğimiz üzere 2010 anayasa değişikliğinin ardından HSYK’nın yapısında ciddi değişiklikler yaşanmıştı. 1 Eylül 2010 tarihli halkoylamasında yüksek bir “Evet” oranıyla bu değişiklik paketi hatırladığınız gibi halk tarafından da onaylanmıştı. Peki bu referandum sonucunda Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısında neler değişmişti?

hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu

11 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu ile teşkilatın yapısı, çalışma esasları yeniden düzenlenmiştir. Önceden ayrı bir bütçesi olmayan ve sekterya işlerini de Adalet Bakanlığının yürüttüğü HSYK’nın bu düzenlemeden sonra kendine ait bir bütçesi ve sekreteryası oluşturulmuş; teşkilat idari ve mali açıdan bağımsız hale getirilmiştir. Aynı zamanda yeni düzenleme ile Hakim ve Savcılardan sorumlu Teftiş Kurulu HSYK’ya bağlanmış, meslekten çıkarma kararlarına karşı yargı yolu açılmış ve üye sayısı arttırılmıştır. Bu değişiklik de zamanında bir çok tartışmaya yol açtığı gibi Muhalefet tarafları yargının siyasi iktidarın etkisi altında kalacağını savunmuşlar, değişikliğe “Evet” diyen taraflar ise demokratik ilkelere uygun olduğunu belirtmişlerdir. Tartışmaların ve yapılan esaslı incelemelerin ardından yapılmış olan bu değişikliğin esasen Avrupa normalarına tamamen uygun olduğuna inanılmış ve Avrupa Konseyi’nin uzman hukuk kuruluşları tarafından da onaylanmıştır.

hsyk

17 Aralık meselelerinin ardından siyasi iktidar; bu düzenleme hakkında zamanında yanlışlık yaptıklarını belirterek yeni bir değişiklik yapmak için kolları sıvamıştı. Kamuoyunu da derinden etkileyen bu HSYK tasarısı çoğu çevrelere göre Anayasaya ciddi anlamda aykırı nitelikler içeriyor; kanaatimce bu yorumlar haksız görüşler değildir. Örneğin; HSYK’nın yetkilerinin çoğunu Adalet Bakanlığına devretmesini içeren bu tasarı, bir Hukuk Devletinin gerektirdiği kuvvetler ayrılığı ilkesi ve yargı bağımsızlığı görüşüne kesinlikle aykırıdır. Hakimlerin bağımsız ve tarafsız mesleklerini icra etmesine olanak tanımadığı açıkça belirli olan bu teklifin ne hukuka ne de milletin iradesine uygun olduğunu söyleyemeyiz. Bu değişikliği gerçekleştirme isteğinin altında çok farklı düşünce ve görüşlerin var olması gerçeği biz hukukçuları derinden üzmekte ve ürkütmektedir. Yargının yetkilerinin bu denli kısıtlanması ve tek bir ele bağlanması hukuka kesinlikle aykırıdır.

HSYK’nın yapısında ciddi değişikliklere sebep olacak bu kanun teklifinin kabul edilen maddelerine göre; artık hakim ve savcıların meslek içi eğitimleri HSYK yerine Türkiye Adalet Akademisi tarafından yapılacak. Yapılması tasarlanan değişiklikler ile yargının bağımsızlığını kaybedeceği yönünde de ciddi tepkiler ile karşılaşılmıştır. Barolar ve siyasiler teklif ile ilgili yerinde eleştirilerde bulunurken bunlara bir yenisini geçtiğimiz günlerde TBB Başkanı Metin Feyzioğlu ekledi. Kendi çözüm yolunu da paylaşan Feyzioğlu; yargının yargıya bırakılması gerektiğini, çağdaş bir sistemin kurulmasına ihtiyaç duyulduğunu dile getirmiştir.

Bir kurulun tüm yetkilerinin açık ve net bir şekilde; tek bir bakanın ellerine bırakılması ufak bir çocuğun aklına ve mantığına bile sığmayacak iken; bunun hukuka ve Anayasaya uygun olduğuna inanmak kesinlikle imkansızdır. Bu kuvvetler ayrılığının, demokrasinin, yargının, bağımsızlığın; her anlamda yargı bağımsızlığının, hepsinden de öte hukuk devletinin katledilmesinden başka bir yol değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir