Gök Olaylarına Bakarak Kehanette Bulunmak Doğru Mudur?

İnsan anne karnından bilinmezliğe doğmuştur ve doğduğu andan itibaren her bilinmezliği çeşitli arayış yöntemleriyle açıklığa kavuşturma çabasında olmuştur. Ancak her bilinmezin de gözle görülen akılla bilinen bir gerçekliği yoktur. Bazı tecrübe ettiğimiz olaylar karşısında apışıp kalmamız da bundandır. İlkel insanın yaşam alanlarına ve koşullarına kısa bir yolculuk yapalım gelin. Tek dertleri beslenmek ve korunmaktır. Neye karşı, kimden korunmak? Nelerden ve niçin korkuyorlardı? Mesela gök gürültüsünden ve şimşekten korkuyorlardı çünkü bu olaylar onlar için henüz bilinmeyen demekti, tıpkı anne karnından yeni doğmuş bebek gibi. Peki ne yaptılar, bu bilinmeyenlere karşı nasıl tavır aldılar?

Onlara sığındılar, ne olduklarını bilmedikleri için onlara körü körüne inandılar yani ”gök tanrı” yaptılar onları ve adaklar adadılar. -acaba diyorum bu gün hala nedenini bildikleri halde gök gürültüsünden ve şimşekten korkan insanlar bu korkuyu ilkel atalarından genler yoluyla günümüze mi taşıdılar?-

Astroloji de bu bilinmeyenlere cevap bulma isteğinden doğdu muhtemelen. Gök olaylarına bakarak kehanette bulunmak doğru mudur? Bunu hiç tartışmaya açmadan her gök yüzü olayını ve sonuçlarını deneyimleyerek adeta atalar tecrübesi atasözleri kıvamında kendi yaşamına çıkarımlar yontmuştur. Doğru mudur bilinmez ancak şöyle de bir gerçek var ki günümüzde astroloji bir bilim dalı olarak kabul ediliyor ve bazı tanınmış üniversitelerde kürsüler oluşturuluyor.

Bu da bize gösteriyor ki insanoğlunun bilinmezlik karşısındaki tutumu ve çabası, bilinmezliği çözme merakı boş bir uğraşı değildir. Gelecek kuşaklar belki bu günün kısıtlı bilgilerinden çok daha fazla bilgiyle gök olaylarının insan hayatındaki etkisini bilimsel yollarla kanıtlayacaklar. Ben inanıyorum zira evren enerji demektir, insan bu enerjinin bir parçasıdır ve bilinmeze doğan insan doğum anında gök olaylarının etkisiyle kaderinin şekillendiği bilgisini gelecekte kanıtlayacaktır.