Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?

Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?

Öncelikle tartışılması gereken şey öğretmen adaylarımızın üniversitelerde aldıkları eğitimin kaliteli olup olmamasıdır. Üniversitelerde sadece öğretmen mi yetiştiriliyor yoksa tam anlamıyla milli, manevi değerlere sahip çıkan genel evrensel a Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?

hlak kurallarına değer veren ve bu doğrultuda nesiller yetiştirecek öğretmen adayları mı eğitiliyor.

Öğretmen adaylarımızın sadece güzel bir şehirde öğrenim görmesi, kaliteli ve refah bir yurtta kalması ya da çok güzel burslarla 4 veya 5 yıl üniversite okuması onların çok kaliteli bir öğretmen olacağı anlamına gelmez. Tam aksine böyle güzel şartlarda rahat ortamlarda eğitim alan öğretmen adaylarımız mezun olduklarında ulaşımın çok zor olduğu, iletişimin (telefon, internet vb…) çok kısıtlı olduğu, hatta ağır soğuk ve köy şartlarında ülkemizin ücra köşelerinde öğretmenlik yapmak durumunda kalıyorlar. Hele de üniversitede sadece para kazanmak maksadıyla okuyup da öğretmen olan bireylerden ne kadar da kaliteli öğretmen olmalarını bekleyebiliriz ki bu da ayrı bir konu zaten.

Üniversite okumayı sadece yeşil çimenler üzerinde oturup gitar çalan (ki bu bir eleştiri değil elbette bu da gerekli) veya şenliklerde çılgınca eğlenilen, anne-babadan uzak özgürlüklerin ve serbestliğin özendirildiği bir kurum olarak göstermek tabi ki öğrencilerde asıl amacın dışına çıkan düşüncelere sebep oluyor.

Oysa öğrenciler veya öğretmen adaylarımız üniversiteyi gerçekten çok kaliteli bir eğitim alarak ülkesine katkı sağlayacak ve kendine emanet edilen yavrularımıza bir model ve rehber olacak şekilde gerek ailesi tarafından gerekse medyamız tarafından zihinsel olarak hazırlansa eğitim kalitemizin temellerinin daha kaliteli atılacaktır.

Akademik Personelin Eğitime Bakışı

Meseleye farklı bir açıdan daha bakılması gerekir ki bu da üniversitede araştırma görevlisinden rektörüne Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?kadar görev alan personelin hangi amaçla bu kurumlarda çalıştığı ve ve ne şekilde çalışmaya başladığıdır. Aynen yukarıda da kısaca değindiğimiz gibi üniversite personellerimiz sadece para kazanmak veya daha rahat bir hayat sürmek için mi yoksa siyasi ideolojileri için mi görev yapmaktadırlar.

Gerçekten akademik yeterlilik olmadan sadece birkaç profesör, dekan veya bürokratik kişi tanıyarak göstermelik not ve sınavlarla üniversitelere yerleşmek (biraz ağır olacak ama halk diliyle çöreklenmek) üniversitede hangi kaliteli eğitimin oluşmasını sağlar bu da düşünülmesi gerekiyor. Bu nedenle kaliteli bir öğretmen yetiştirmek isteyen devletimiz en başta üniversiteyi tamamen siyasetten ve ideolojik görüşlerden arındırılmış sadece ülkesini ve geleceğini emanet edeceği bireyler yetiştiren kurumlar haline getirmelidir ki eğitim ve öğretmen kalitemiz artsın.

Yine bu doğrultuda bu anlayışla eğitim veren üniversite personeli öğretmen adaylarımıza ülkemizin her yerinde hangi şartlarda olursa olsun öğrencilere eğitim verebilecek şekilde bir eğitim programı hazırlamalıdır. Bununla ilgili uygulama çalışmalarını yoğunlaştırmalıdırlar. Öğretmen adaylarımız kaliteli ve uygulamalı eğitim programlarıyla yetiştirilmeli ve gittikleri yerler ülkemizin neresi olursa olsun eğitim öğretime hazır bir öğretmen olarak işe başlamalıdırlar.

Sınavlar

İşe yine farklı bir açıdan da bakacak olursak öğretmen adaylarımız daha üniversiteye girmeden önce neredeyse ilkokuldan başlayarak iyi bir eğitim alabilmek maksadıyla sınavlarla mücadele ediyorlar, tam üniversiteye yerleşip 4 veya 5 yıl okuduktan sonra mezun olduklarında bir yerde çalışmak için özellikle memur olmaları için yine sınava giriyorlar.

Üniversitede aldıkları eğitimi KPSS gibi eğitim öğretimle alakası olmayan sadece adayların o sene çalışmasıyla sözüm ona başarısını atama sırasını belirleyen bir sınavın da ortadan kaldırılması gerekmektedir. Öğretmen adaylarımızı üniversitedeki eğitimden koparıp sadece sınav merkezli bir başarı yarışına sokan bu anlayış kaliteyi düşüren ve adaylarımızı kısıtlayan önemli olumsuz bir etmendir.

İşin özeti olarak öncelikle üniversite okuma kavramını gözden geçirmek gerekiyor ve ardından üniversite

Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?
Eğitim Sisteminde Öğretmenlerimiz Kalitesiz Mi?

eğitiminin nasıl ve hangi programlarla ne şekilde uygulamalarla yapılacağının belirlenmesi gerekiyor. Yine üniversite görevlilerimizin yetiştireceği öğretmen adaylarımıza teorik eğitimden ziyade ülkemizin her türlü coğrafi ve kültür şartlarına uygun uygulamalı eğitimler vermeleri bunu yaparken de öğretmenlik mesleğini sevdirmeleri gerekmektedir. Çünkü mesleğini ve yaptığı işi sevmeyen biri hele de bu bir öğretmen ise kendisine emanet edilen öğrencilerde düzeltilemeyecek sıkıntılara sebep olabilir. Ne yazık ki ülkemizde eğitime ve öğretmenliğe halen yeteri kadar önem verilmemektedir. Tabi bu da kaliteli bir eğitim politikamız ve sistemimiz olmamasından kaynaklanmaktadır.