Datamax M-4308 Etiket Yazıcı

Datamax M-4308 barkod etiket yazıcı modeli düşük maliyette olan M serisinin yüksek performansa sahip modellerindendir. Baskı yöntemi olarak ribonsuz yazdırma özelliği ile birlikte getirilen ürüne opsiyonel olarak termal transfer metodu uygulayabilen yazıcı kafası ilave edilebilmektedir. 300 dpi çözünürlük kapasitesiyle sınıfının en yüksek çözünürlük kapasitesine sahip olan modelidir. Datamax M 4308 büyük boyutlara sahip endüstriyel yazıcıların kullanılamadığı kısıtlı koyulabilecek boyutlarda olmaktadır. Bağlantı portları olarak seri port (RS-232), paralel port ve yüksek hızlı USB birimleri ile birlikte çalışabilmekte olan Datamax M4308 istenildiği takdirde kablolu ve kablosuz LAN özelliğiyle sistem ağına bağlanabilmektedir. Datamax’ diğer endüstriyel yazıcı modellerinde de olduğu gibi yüksek hafıza kapasitesi 16MB DRAM ve 8 MB flash bellek kapasitesiyle çalışmaktadır. Uzun metraja sahip ribonlarla çalışabilecek iç hacmiyle medya değişimlerinden kaynaklanan baskı aksaklıklarını en aza indirgemektedir. Kaliteli çözünürlük kapasitesi, dayanıklı yapısı ve dar alanlarda çalışabilme imkanı bulunan bu ürünün maliyeti de çok düşük olduğundan firmalar tarafından oldukça tercih edilmektedir. Seri baskı aşamalarında ve zor çalışma şartlarında yaşadığı aksaklık en aza indirgenmiştir.

Datamax M 4208′ in Diğer Özellikleri

Datamax M-4308 barkod etiket yazıcı ribonlu yazdırma ve ribonsuz yazdırma baskı yöntemlerine sahip olmakla beraber 300 dpi lik çözünürlük kapasitesiyle (12 nokta mm2) kaliteli baskılar üretebilmektedir. Baskı hızı en fazla 203.2 mm olabilmektedir. Baskı genişliği en fazla 108 mm olan bu ürünün baskı uzunluğu ise maksimum 2514.6 mm ye kadar olabilmektedir. Birlikte uyum içerisinde çalıştığı bağlantı imkanları arasında Paralel port, RS-232, USB yer alır. Barkod kodlarıyla da uuym içerisinde çalışabilen bu ürüne örnek olarak gösterebilinecek olan barkod kodları UPC / EAN / JAN, Code 39, Code 93, Code 128, EAN 128, NW7, 5, ITF, Postnet, RM4SCC, OSA-kodu, RSS14, Müşteri Bar Code MSI, Endüstriyel 2 dir. 2D barkod kodlarıyla da çalışabilmektedir. 2D barkod kodlarına örnek olan bu kodlar Data Matrix, PDF 417, Maxicode, QR code, Micro PDF 417, CP Code olarak gösterilmektedir. Bellek kapasitesi 16 MB SDRAM ve 8 MB Flash bellekten oluşmaktadır. İsteğe bağlı olarak eklenti seçenekleri Ethernet Kartı ve Kablosuz Lan imkanı olarak gösterilir. Boyutları 259 mm, 257 mm ve 462 mm dir. Ağırlığı etiket ve ribbon bağlanmadan ölçüldüğünde 12.2 kg olmaktadır.

Datamax M serisinden olan bu ürünün iyi bir çözünürlük kapasitesine sahip olması sebebiyle kaliteli baskı üretmesindne dolayı tercih edilir. Dayanıklılığı konusunda Datamax güvencesine sahiptir. Ürünün kurulumu Datamax teknik servisi tarafında gerçekleştirildikten sonra kullanım kılavuzu ve yazılım cd leri de kullanıcıya teslim edilir.

Bağışlamanın Gücü

İnsanoğlu değişik bir yaşam formu. Bazılarımız gün içinde aktifken bazılarımızsa pasif bir hayat sürmeyi tercih ediyor ama ortak noktamız şudur ki hepimiz gün içinde bir sürü konuyu kafamızda şekillendiriyoruz. Önemli konularda kafa yorduğumuz kadar değmeyecek konularda da sıkıntı yaşarız yeri gelir bir hafta, bir ay hatta bir yıl içerleriz.

bagislamanin-gucu

Her insan bizlere karşı tamimiyle doğru olamaz yeri geldiğinde küçük yanlışların yanında büyük yanlışlar da gün yüzüne çıkmaya başlar; kabullenemeyiz bunu nasıl yapar deriz hatta böyle arkadaşım olacağına hiç olmasın deriz ve bir daha onun suratına kelime dahi etmemeye yemin ederiz. İyi olan buydu, düşündük ve bize en iyi gelecek olanı seçtik ama içimizde bir boşluk olageldiği de aşikâr acaba bu kadar büyütmese miydik?

Bağışlamanın Gücü olarak yola çıkarsak bağışlamak ne kadar zor gözükse de başarılınca çok yüce bir eylemdir. Her konuda orta yol bulunur, bireyler ılımandır ve en önemlisi insanoğlu bu yanlış yapar. Büyütüp içimizi kemireceğine affedelim gitsin, şimdikinden kötü mü olacak sanki şans verelim gitsin.

Bağışlamanın gücü bağışlayan insanı da karşı tarafı da etkisi altına alır, bağışlayan insan karşısındakine şans verir ve onu ne kadar önemsediğini belli eder neticesinde; bağışlamak açık bırakılan bir kapıdır, bağışlanan taraf ise karşısındakini anlamak zorunda kalır sevdiğini bildiği kadar sevildiğini de anlar.

İnsanoğlu dediğim gibi anlaşılmaz bir yaşam formu; siz her ihtimale karşı bir şans daha verin, kendi kendinize düşünmekten hasar vereceğinize sakince karşı tarafı izleyin. Bağışlamanın gücüne inanın;\’ne kadar kötü olabilir?\’ demeyin \’ne kadar daha güzel olabilir?\’ deyin. Unutmayın bu dünya dâhilinde her şey sizin için, rahatlayın ve günün keyfini çıkarın. Biliyorum yeterince erdem sahibisiniz ama bağışlayın ve bir erdem sahibi daha olun sizin dünyanız daha da büyüyüp güçlensin.Hayatınızı Güçlü Bir Şekilde Yaşayın!

 

Az Konuşun Çok Dinleyin

Günlük hayatta kurduğumuz iletişimlerde konuşmalarımız genelde değişkenlik gösterir. Değişkenlik. Çünkü herkesle aynı şekilde konuşmayız. Mesela yabancı biriyle, ailemiz ve ya en iyi arkadaşımızla olduğu gibi rahat konuşamayız. Belli bir ölçü vardır. Bu ölçü konuşma ve dinleme arasındadır. Peki, bu ölçüyü bir terazi gibi hassas bir şekilde nasıl sağlayacağız?

az-konusun-cok-dinleyin

Filozoflar Ne Der?

Aslında tarih boyunca filozoflar ve ünlü kişiler hep bu konuda görüşlerini ifade etmişlerdir. Herkes farklı düşünse de çoğunluk konuşmanın az, dinlemenin çok olması gerektiği kanaatindedir. Çünkü lafın kısa ve öz olanı iyidir. Kısır bir tartışmada uzun ve anlamsız cümleler yerine tek bir cümleyle işi sonuca bağlamak daha mantıklıdır.

Fazla ve boş konuşan kişi cahil olarak görülür. Sürekli susan ve gerektiğinde konuşan kişi ise bilgili ve akıllıdır. Ama Rus yazar Dostoyevski ise konuya başka bir şekilde bakar: Konuşmak bir ihtiyaç olabilir ama susmak cevaptır anlayana. Diye düşünür. Mevlana ise sözün anlaşılmasının karşıda ki kişiye bağlı olduğunu belirtir. Yani belki bir sürü cümleyle anlatacağınız bir şeyi sadece susarak anlatabilirsiniz.

Fark şudur ki sürekli susmayı tercih edersek iyi bir iletişim kuramayız. Bazen bir konuyu anlatabilmek için sürekli konuşup tekrar etmek gerekir. Kısaca ortasını bulup dengelemekte fayda vardır. Laftan, sözden anlamayan bir cahille karşılaştığımızda susmalı, akıllı biri çıktığında konuşmalıyız.

Sözün Kısası

Az Konuşun Çok Dinleyin ağzınızdan çıkan kelimeleri ince eleyip sık dokumalı, teraziden tartarak geçirmelisiniz. Gerektiği yerde konuşun, gerektiğinde de sabırlı olup dinleyin. İşte o zaman sağlıklı bir iletişim gerçekleştirebiliriz. Aksi takdirde yanlış anlaşılmalar ve hatalar hep olacaktır. Bunu önlemenin yolu da iki taraflı bir iletişimde taraflardan birinin birazcık az konuşmasıdır. Unutmayın susmak konuşmaktan çok daha zordur.

 

 

Bilimin Modernleşmesinde Katkıda Bulunanlar

Bilimin Modernleşmesinde Katkıda Bulunanlar bir nevi modern fiziğin kurucularıdır diyebiliriz. Bunlar: Max Plank, Albert Einstein, John Thomson, Wilhem Röntgen, Henry Becquereldir. Modern fizik klasik fiziğin sınırlarını zorlayıp onu daha modern ve daha geniş perspektifli bir hale getirmiştir. Modern fizik bilimin inceleme alanını küçük kütleli büyük hızlı cisimler için yeniden düzenlenmiştir.

bilimin-modernlesmesinde-katkida-bulunanlar

Ayrıca bilimin modernleşmesi demek onu diğer alanlardan ayırmak olarak da nitelendirilebilir. Örneğin; felsefe. Örneğin fizikte modernleşme Planck’ın kuantum kuramı ardından Einstein’ın görelilik kuramı ardından Röntgen ‘in X ışınları keşfi ardından Becquerel’in radyo aktifliği bulmasıyla devam etmiştir. Görelilik, fotoelektrik, compton olayı modern fiziğin temel taşlarını oluşturur. Kara cisim ışımasını unutmamak lazım elbette. Çünkü klasik fiziğin kâfi gelemediği ve modern fiziğin oluşması yönünde çok güçlü bir olaydır. Şimdi gelelim bilimin kara cisim ışımasından elde ettiği sonuçlara.

1) Mutlak sıfır sıcaklığın üstünde her sıcaklıkta bulunan cisim, ısı ışıması yapar.

2) Işığı iyi soğuran bir cismin, aynı zamanda ışığı iyi yayma özelliği vardır.

3) Kara cismin sıcaklığı arttıkça, yaydığı ışımanın şiddeti artar.

4 ) Kara cismin yaptığı ışımanın, şiddet dalga boyu ilişkisi cismin yapıldığı maddenin türüne bağlı değildir.

Fotoelektrik Olaya Değinelim Şimdi De.

Işığın ışığa duyarlı bir yüzeye düşürülerek bu yüzeyden elektron koparmasına denir. Sökülen elektronlara da foto elektron denir. Fotoelektrik olayın teknolojik sonuçlarını günlük yaşamda her gün görmekteyiz. Örneğin bazı binaların giriş kapıları, insan yaklaştığında otomatik olarak açılıp kapanabilmektedir.

Fotoelektrik olay, ışığın tanecik karakterini kanıtlayan önemli özelliklerinden biridir. Fotoelektrik olayın kolayca gerçekleşebilmesi için alkali metallerin yüzeyi kullanılır. Bu makalede öncelikle bilimin modernleşme sürecinde fizik bölümünün üzerinde durulmuş ardından bilim adamlarına ve yaptığı çalışmalara yer verilmiştir. Makaledeki bir takım bilgiler palme yayıncılığın hazırladığı kitaptan derlenmiştir. Okuyucumuza teşekkür ederim.

 

 

Evlilikte Yaşanan Problemler ve Çözümleri

Hayatın her döneminde insanlar birtakım sorunlar yaşarlar. Bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik… Bu dönemler içerisinde kişiler başka kimselerle sürekli ilişkiler içerisindedirler. İşte evlilik dediğimiz kurumda bu ilişkilerden sadece birisidir. Evlilik iki kişinin hayatlarını ortak bir potada birleştirmesidir.

Evlilik bildiğimiz gibi her insanın rüyasını süsleyen bir hayaldir. Genç kızların çeyiz hazırlıkları, erkeklerin ise hafiften hesap kitap işlerine başlaması gibi, İşte bütün bu tatlı karmaşanın sonunda birleşen hayatlar bir de bakarsın hüsranla sonuçlanmış. Sınırlanan özgürlükler, karışılan kıyafetler, beğenilmeyen yemekler, kıskançlıklar, yanlış anlaşılmalar, tahammülsüzlükler, ev eşyalarının paylaşılamaması, ailelerin taraflaşması vs. Bunun gibi birçok olay. İşte bu gibi durumlar evliliğin tuzu biberi oluyor. Tabi fazla kaçırmamak lâzımdır.

evlilikte-yasanan-problemler-ve-cozumleri

Evlilikte yaşanan büyük problemlerden biride eşlerin görev karıştırmasıdır. Görev karışıklığı, eşlerin karşılıklı olarak üzerine düşen görevlerini asıl eşin yapmaması, diğer eşin yapmasıdır. Her eş bulunduğu konumu bilmeli ona göre hareket etmelidir.

Erkekler, kadınların çenesinden, fazla para harcamasından, yakınır. Kadınlar ise erkeklerin kaba, ilgisiz, sorumsuz olmalarından yakınırlar. Oysaki en büyük problem oturup beraber sorunların konuşulmamasıdır. Bu iletişimsizlik sonucu eşler boşanmaya kadar gitmektedirler. Sanki boşanmak çözümmüş gibi. Bu gibi durumlarda istenildiği kadar boşanılsın bir sonraki evlilikte yine aynı sorunlarla karşılaşılması büyük ihtimaldir.

Boşanan eşler kendi bağlarını koparmakla yetinmiyor ortada ki çocukları da mağdur duruma düşürüyorlar. Bunca derdin üzerine çocukların psikolojisi de bozuluyor. Bu gibi durumlarda gerek alttan alma, gerekse anlayışla karşılama gibi çözümler üretmek gerekmektedir. Eşler orta yolu bulmalı, kimse aşırıya kaçmamalıdır. Eşlerin aileleri evlilik ilişkilerine karışmamalıdır. Eşler birbirinden bir şey saklamamalıdır. Güven problemi aşılmalıdır. Eşler birbirine sadakatle bağlanmalıdır. Hiçbir sorumluluk tek bir eşe yüklenmemelidir.

2016 Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı araştırmalara göre boşanma sayısı her yıl bir önceki yıla göre %7 artarak gitmektedir. Bu gidişat modern ve sorunsuz toplumlar açısından hiç iyi değildir.

Bu gibi evlilikte yaşanan problemler ve çözümler her zaman olacak şeylerdir. Önemli olan en az badireyle atlatmaktır. Özellikle ortada çocuklar varsa. Eşler karşılıklı olarak çözüm yoluna gitmelidirler. Bu müşterek hayatta kurulan bu denli güzel ilişkiler, bağlar bu kadar basit koparılmamalıdır. Günümüzün büyük sorunlarından biri olan ve salgın gibi yayılan boşanma hastalığı sizi ele geçirmeden, sevgi ve anlayış panzehirinizi alınız.